Q Harfi

Namık Kemal ZEYBEK
Genelkurmay Başkanlığımızın ‘Türkçe’ konusundaki bilinçli hareketini onayladım ve kutladım. Yine de kutluyorum. Türkçe’ye sahip çıkmak her kurumun görevi olmalıdır‚ her yurttaşın da… İstanbul Türkçesi‚ Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak dilidir. Hepimiz iyi öğrenmeli‚ doğru kullanmalı ve dilimize gereksiz yabancı sözler katmaktan kaçınmalıyız… Türkçemizi özellikle İngilizce’nin istilasından korumalıyız‚ diyorum.
Ancak‚ Türkçe´yi korumak birtakım harflere karşı çıkmakla olmaz da diyorum…
Diyorum ki “Atatürk ülkemizin ve halkımızın kurtarıcısı ve devletimizin kurucusudur.” Yaptığı işler doğrudur iyi bilinmeli ve iyi anlaşılmalıdır.
Ancak doğru işler yapılırken kimi eksiklerin ve yanlışların da olması mümkün… Atatürk döneminde etrafındaki kadronun yetersizliği‚ doğru işlerin yanlış yapılmasını doğurmuştur.
Şimdi bunların düzeltilmesini istemek Ata’yı doğru anlamanın gereğidir. Bu yanlışları da savunmak ise Ata’yı anlamayanların işidir.
Örnek mi?
Buyrun size örnek:
Harf devriminin yapılması doğrudur. Arap harfleri dilimize uygun değildi. Peki yeni harfler dilimize tam uygun mu?
Ekonomi mi‚ Eqonomi mi doğru?
Niçin birtakım aydınlarımız ‘k’ ile ‘q’yi karıştırıp duruyorlar. Hakkâri’yi doğru söyleyen kaç kişi var?
Demek ki dilimizde bir ‘q’ sesi vardır‚ ama ‘q’ harfi yoktur.
Dilimizde kapalı ‘e’ ile açık ‘e’ ayrımı vardır‚ ama harfi yoktur. ‘Gri’deki ‘g’ ile ‘geri’deki ‘g’ aynı ses midir? Nerede harfi?
Denilebilir ki her dilin harflerinde bazen harf eksiklikleri olabilir… Derim ki neden bizde olsun?
Öte yandan Türk cumhuriyetlerinin Türkçeleri ile aradaki anlaşma zorluğunun sebeplerinden biri de bu eksikliklerdir.
İşin ilginç yanı bu eksikliğin sorumlusu Falih Rıfkı Atay‚ Atatürk’e bu konuda yaptığı baskıyı övünerek anlatır ‘Çankaya’sında…
Bir başka yanlış ise tekke ve zaviyelerin kapatılmasında yapılmıştır. Alevilik-Bektaşilik tarikat sanılmış ve ocaklar kapatılmıştır. Gerçekte ise tarikat olarak başlayan bu akım zamanla dini bir görüş haline gelmiş ve ocaklar veya dergâhlar bu görüşün mabetleri olmuştur.
İşin esası‚ yapılan işlerde amacın unutulması ve biçimin kutsallaştırılması yanlışıdır.
Doğru olan‚ amaca uygun değişimlerin yapılmasıdır.
Doğru olan‚ harflerdeki eksiklerin giderilmesi ve Alevi-Bektaşi ocaklarının bütün mallarının topluluğun örgülerine geri verilmesidir. Ve elbette cemevlerine haklarının verilmesi.
Doğru olan‚ Atatürk’ü ve yaptıklarının amacını iyi anlayıp amaçtan sapılmaması‚ ama araçların düzeltilmesidir. Atatürk’ün yaptıklarını dogmalaştırdıklarını sananlar Falih Rıfkı Atay ve benzerlerinin yanlışlarını dogmalaştırdıklarını artık anlamalıdırlar.
Ata’yı anlamak onun şu sözlerini iyi anlamaktan geçer:
“Ben manevi miras olarak hiçbir âyet‚ hiçbir doğma‚ hiçbir donmuş ve kalıplaşmış bir kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.”
Kaynaklar
- http://www.aygazete.com/?45325
- Açıklamalar
Bu metin Sayın yazarın ilgili yazısından aktarılmıştır.
Bu metindeki görüş ve düşünceler yazının sahibini ilgilendirir.
Bu metin bu konuda ziyaretçileri bilinçlendirmek amacıyla aktarılmıştır.
Yazar
Namık Kemal ZEYBEK
25.07.2008